Yeşil Hoca

 

Hutbelerim

 

Hz. ALi (R.A)

Eserler

Amerikalıların Suallerine Cevablar

 

 

 

      Hutbelerim kitabı Şemseddin YEŞİL Efendi Hazretlerinin Ellibeş adet hutbesinin toplanarak bir kitap haline getirilmesinden oluşmuştur . Bu hutbelerimiz her Cuma yenilenmektedir. Aynı zamanda Efendi Hazretlerinin elimizde bulunan tek sesli Hutbesinide yukarıdaki mediaplayer aracılığıyla dinliyebilirsiniz, Lütfen hutbenin başlaması için biraz bekleyiniz ...
                               
                                    [ Sesli Hutbe Değişmemektedir, Yazılı Hutbelerimiz Güncellenmektedir . ]

 

 

 

KİMLER, KENDİ AYBINI GÖRMEKDEN BAŞKASININ AYBINI GÖRMEZ


Elhamdü lillâhil mün'ımı alâ men etâ'ahû vettebe'a rıdâh. El müntekımi mimmen hâlefehû vettebe'a hevâh. Ellezî ya'lemü mâ azherehul abdü ve mâ ahfâh. El mütekeffili bierzâkı ıbâdihî felâ yetrükü ehaden minhüm ve lâ yensâh.

(Ahmedühû) sübhânehû ve teâlâ hamden yekûne bihi muhtassâ. Ve eşhedü en lâ ilâhe illâllahü vahdehû lâ şeriyke lehû ve lâ mesîle lehû ve lâ şebiyhe leh.
Şehâdete abdin lem yekün müâniden ve lâ asâ.

Ba'zı kullarına; kendi aybını görmekden başkasının aybını görmemek gibi bir ahlâk-ı hamîde bahşeden Allahu Teâlâ'ya mahsusdur.
Yegâne Mâbûdumuz !
Sen bizi yokluk çölünden varlık vücûdü pazarına getirdin. Bizi insan olarak halkettin. Senin hakkını ödememize imkân mı var ?
Bize meleklerden efdal olabilecek kaabiliyet verdin, yerde de semâda da yürümek hâlini ihsân etdin, mevcûdâtı bize müsahhar kıldın.
Senden yardım dilenir, sana kulluk ederiz.
Yâ Resûllâllah !
Yâ melce'-i gurubâ!
Yârın ebediyyet âleminde hamd'den yapılmış olan livâ'nın altında toplanmak, o, düşmânına dahi uzatmış olduğun merhamet elini öpmek istiyoruz, sen bize sâhib ol.

Ey yaradılışındaki gayeyi duymak isteyenler !
Beşeriyetin Fahr-i Ebedîsinin şu emr-i peygamberîsini ihlâs ile, hâlimizi tedkik ederek dinleyelim.
Buyuruyorlar ki:
" Müjdeler olsun o kimseye, o, nefsini terbiye edene ki: Kendi aybını görüyor ve onun ıslâhına çalışmakdan, başkasının aybını görmeye vakti olmuyor. Malının fazlasını infak ve sözünün fazlasını da imsâk ediyor. Sonra sünnet-i seniyyeye sarılıyor da, kötü bid'atlara saplanmıyor."
Ey dinleyenler !
Filhakika insânın kendi aybını görmesi bir ni'met, fakat kendi aybını görmeyip, sadece başkalarının aybını görmesi ise bir felâkettir.
Şimdi, insânın kendi aybını görmeyip sadece başkalarının aybını görmesi ne vakit olur, buna bir göz atalım:
İnsan, sûret elbisesini çıkaradan, beşeriyyet libâsından soyunmadan iç âlemin ve âdemin hakikatini bilemez. Alemin ve âdemin hakikatini bilemeyen de hilkatdeki gayeyi, bu âleme niçün getirildiğini bilemeyen kimse de; sayılı nefesini isrâf ile, onun bunun dedikodusu, şunun bunun ayıbını görmekle geçirir. Bu gibi ma'siyetler de birike birike kalb üzerinde pas tutduğundan gaflet perdesi gerilir, îman nûru bu halden sıkılır, nihâyet insânı terk eder gider.
Şimdi bu hâle düşen kimse de artık kendi aybını nasıl görebilir?
Halbuki bu gibi kimseler, dünyanın bir geçit yeri olup, kalma yeri olmadığını idrâk etselerdi; kendi ayıblarını görmekten başkalarının aybını görmeye vakitleri kalmazdı.
Şunu unutmamalıdır ki:
Kendi ayıblarını ıslâh edemeyen kimsenin, muhabbeti Hakk'a olamaz. Onun muhabbeti dâima kendi nefsinedir.
Ve o kimse daima hayvanî kuvvet ile yaşar. Halbuki aslî kuvvet, Hudâ'nın nûrudur. İşte o nur insanları birleştitir.
Ey mü'minler !
Birlestirir dedim. Evet, birleşmek güç, ayrılmak kolaydır. Yalnız Resûl-i Ekrem'in sünnet-i Muhammedîsine sarılanlar için birleşmek güç değildir. Zîra onlar, dostluklarını son nefes içün yaparlar. Ya lnız yemek, içün yapmazlar.
Ne güzel söylemişler:
" Ekmek almaya gittim, ekmekçinin hüsnünü gördüm, ekmek almayı unuttum, cânımı o hüsne verdim."
"Bağa gezmeye gittim, gül koklayayım derken, bâğıbanın hüsn-i cemâline âşık oldum."
"Susadım, kuyuya yaklaştım kuyudan Hazret-i Yûsuf çıkdı, onun yüzünden âb-ı hayâtı içdim, gayrı suyu neylerim?"
Ey İslâm'ın nûruna tâlib olanlar !
İşte bunları hisseden insanlar, gönlü uyanık olan insanlardır.
Asıl ilm de gönül uyanıklığından ibaretdir. Yoksa yirmi hayvan yükü kitab okumuş da gönlü uykuda olmuş, bunlar hakikî ölülerdir. Ve işte bunlardır ki kendi ayıblarını görmezler, sadece başkalarının ayıblarıyle meşgul olurlar.
Gönlü uyanık olan kırj ârif, bir kilimde yatar da huzu bulur, fakat gönlü uykuda olan iki gafil, koca dünyaya sığamaz.
Yâ Rabbi !
Bize öyle bir ilm ver ki müşterisi sen olasın.
Evet, öyle bir ilm ver ki; değil başkalarında ayıb görmek, hilm ü tevâzuumuzla bir karıncanın bile azamet-i hukukunu gözümüzün önünde bulunduralım.
Bizi, kibr ü gurûrumuz sebebiyle kendimizden başka bir sâhib-i kibriyâ'nın vücûduna kaail olmamak gibi bir hastalığa dûçâr etme.
Bu hastalığa dûçâr olmayan kimseler, nokta-i istinâdı Hak olarak tanırlar ve O'ndan gayrısından korkmazlar.
Nitekim Mûsâ, Fir'avn'a sopa ile gitti, hakkından geldi.
Nûh, kılıç istedi, dalgalar kılıç oldu..
Cenâb-ı Ahmed'in mûcize parmağı kamerde göründü..
Yâ Rabbi !
Bize; âmâl ve ef'âlimizi vazife kanunlarına mutâbık sûrette icra etmek ve bu vasıta ile kemâlâta vasıl olmak yolumu öğret.
Dînin lizumsuz bir kayıd olduğu kanâatına varanlar, her zerrenin hukukuna riâyet edemezler.
Evet, ebediyete inanmayan, bir huzurda hesab vereceğine îman etmeyen; değil sadece başkalarının aybını görmek, nefsanî ihtirasatı fırsat bulunca neler yapmaz.
Ne olur, bizi bu sınıfa sokma.
Yâ Hannân !
Resûl-i Hâşimî hakkı içün, Habîbinin muhabbetinin karargâhını kalbimize kur.
Senin muhabbetinden gayrı olan bütün muhabbetleer can çekişmektedir.
Batılı bize güzel göstertme..
Aşk ile yoğrulan sûreti, hiçbir âyine çirkin göstermezmiş..
Bize ihsân et.
Yâ Mennân !
Bu dînin zevkını bize tattır. Kur'ân'ı yalnız ülülere okutma. Onun ma'nâsının beşeriyyete açtığı felâh kapısından içeri girelim, kâm alalım.
Yâ tevvâb !
Bizden ikdâm, senden ikbâl..


 

 [ Elhamdü lillâhi vahdeh vessalâtü vesselâmü alâ men lâ nebiyye ba'deh. ]

( İnnallahe ve melâiketehû yüsallûne alennebiyyi yâ eyyühelleziyne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîma. )

( Allahümme salli alâ muhammedin ve alâ âli mühammedin kemâ sallayte alâ ibrâhiyme ve alâ âli ibrahiyme inneke hamiydün meciyd. )

( Allahumme bârik alâ mühammedin ve alâ âli mühammedin kemâ bârekte alâ ibrâhiyme ve alâ âli ibrâhiyme inneke hamiydün meciyd. )

(İnnallahe ye'müru bil'adli vel'ihsâni ve îtâizilkurbâ ve yenhâ anil fahşâi vel münkeri vel bağyi ye'ızuküm le'alleküm tezekkerûn. )

 

 



[ Ana Sayfa ]  [ Kimdir ]  [ Eserleri ]  [ Sohbetleri ]  [ Türbesi ]  [ Kitabevi ]
 [ İslamiyet Gazetesi ]  [ Hakkında Yazılanlar ]